

ÖZET
Anonim şirketler tüzel kişiliğe sahip olup, iradesini organları aracılığıyla kullanmaktadır. Yönetim, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu ile sağlanmaktadır. Şirket, tüzel kişiliğe sahip olduğu için gerçek kişiler gibi haklara sahip olup, yükümlülük altına girebilmektedir. Ancak gerçek kişilerde olduğu gibi cezai sorumluluğu doğmamaktadır. Çünkü suçun manevi unsuru olan kast veya taksir irade sonucu oluşmakta olup, şirket tüzel kişiliği doğrudan kendisine yüklenebilen bir iradeye sahip değildir. Şirket tüzel kişiliğinin iradesi, aslında yönetim kurulu üyelerinin iradesidir. Ceza hukukunun temel prensiplerinden olan suç ve cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca bir suçtan dolayı verilecek ceza sadece ilgili suçu gerçekleştirme iradesi gösteren kişiye verilebileceği için anonim şirketlerde, şirketin değil yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğuna gidilmektedir.
Yönetim kurulu üyelerinin yükümlülük ihlali niteliğindeki bir davranış hem özel hukuk hem de ceza hukuku bakımından hukuka aykırı olarak kabul edilmekte ve bu nedenle söz konusu davranış cezai ve hukuki yaptırıma bağlanmaktadır. Böyle bir durumda yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai olmak üzere iki çeşit yaptırımla karşılaşması gündeme gelecektir.
Yönetim kurulunun cezai ve hukuki sorumluluğunu doğuran yükümlülüklerinin geneli, özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanmaktadır. Cezai sorumlulukta şahsilik esas olduğu için bu sorumluluk kusura dayalıdır. Yönetim kurulu üyelerinin suçun düzenlenme tipine göre kast veya taksitle hareket ederek kusurlu davranışa sebebiyet vereceklerdir. Hukuki sorumluluk yönünden ise anonim şirketler yönetim kurulu üyelerinin kanuna veya esas sözleşmeye aykırı davranmaları sonucunda anonim şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına zarar vermeleri halinde aleyhlerine hukuki sorumluluk davası açılabilecektir.
GİRİŞ
Anonim şirket, sermayesi paylara bölünmüş ve belirli, pay sahiplerinin sadece şirkete karşı taahhüt ettikleri miktarlarla sınırlı sorumluluklarının bulunduğu, tüzel kişiliğe sahip şirket türüdür. Tüzel kişiliğe sahip şirketlerin, kanunda nitelikleri belirtilen organlara sahip olması gerekmektedir. Organ, tüzel kişinin iradesinin meydana çıkmasını ve bu iradenin açıklanmasını sağlayan, tüzel kişi şirketin içinde yer alan kişi topluluklarıdır[1]. Yine organ, tüzel kişinin fiil ehliyetini kullanmasını ve kişilerle hukuki işlem yapmasını sağlamakta olup açıklanan irade, ortaklığın iradesi olarak kabul edilmektedir[2].
Anonim şirketler de iradesini organları aracılığıyla kullanmakta olup, yönetim, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu ile sağlanmaktadır[3]. Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetki ve görevleri TTK m. 375 hükmünde belirtilmiştir. İlgili kanun hükmü doğrultusunda yönetim kurulu, geniş anlamdaki yönetimin organizasyonu, işletme politikasıyla ilgili genel ilke ve kuralların tespitini, yetki devri ile görev üstlenen yönetici ve müdürlerin denetlenmesi görevlerini ifa etmekle yükümlü ve sorumludur[4]. Bu yükümlülüklerin yönetim kurulu üyeleri tarafından kusurlu hareketleriyle ihlal edilmesinin sonuçları bulunmakta olup, yönetim kurulu üyeleri, kurucular, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ederlerse, hem anonim şirkete, hem pay sahiplerine, hem alacaklılara verdikleri zararlardan sorumlu olacaktır. Uğranılan bu zarar sebebiyle hukuki sorumluluk davası açılarak bu zararların tazmini talep edilebilecektir.
Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumlulukları yanında cezai sorumluluklarının da belirlenmesi gerekmektedir. Sadece hukuki sorumluluk yükleyerek ticari hayatı dengede tutmak mümkün olmayacaktır. Söz konusu durum, şirketler bünyesinde gerçekleştirilen faaliyetlerin ceza hukukunun inceleme alanına girmesini kaçınılmaz hale getirmektedir. Anonim şirketlerde esas olarak şirketin yönetimi ve temsiliyle görevli olan yönetim kurulu, sadece genel kurul tarafından alınan kararları yürüten icrai bir organ olmayıp aynı zamanda şirketin hedeflerini belirleyen ve şirkete yön veren stratejik kararları alan bir organ niteliğindedir. Bu doğrultuda geniş yetkileri bulunan yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluklarına ek olarak cezai sorumluluklarının da belirlenmesi ve bu iki sorumluluk türü arasındaki başlıca farklılıkların ortaya konulması gerekmektedir[5].
Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu hususunda, yükümlülük ihlali niteliğindeki bir davranış hem özel hukuk hem de ceza hukuku bakımından hukuka aykırı olarak kabul edilmekte ve bu nedenle söz konusu davranış cezai ve hukuki yaptırıma bağlanmaktadır[6]. Böyle bir durumda yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai olmak üzere iki çeşit yaptırımla karşılaşması gündeme gelecektir. Yükümlülük ihlali teşkil eden hukuka aykırı fiil nedeniyle hem hukuki hem de cezai sorumluluğun doğması halinde hukuki sorumluluğun esasını özel hukuk, cezai sorumluluğunun esasını ise ceza hukuku oluşturmaktadır[7]. Yazımızda da bu iki sorumluluk hali ve cezai sorumlulukla bağlantılı hukuki sorumluluk konusu incelenecektir.
YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN CEZAİ SORUMLULUĞU
TTK m. 359 ve devamı hükümlerinde anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna dair düzenlemeler yer almıştır. Düzenlemeler, çeşitli kanunlarda yer alan cezai sorumluluğun belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte cezai sorumluluğun belirlenmesinde ceza hukukunun genel ilkelerinin esas alınması da gerekmektedir. Bunun gereği olarak TTK’nin kuralları, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin şirket yönetim ve temsildeki görevleri kapsamında cezai sorumluluklarının tespiti yapılmaktadır[8].
Yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu kapsamındaki suçlar temel olarak kanun veya esas sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerin ihlaline dayanmakta ve yükümlülük ihlali teşkil eden davranışın aynı zamanda suç oluşturması halinde bu davranış hem hukuki hem de cezai yaptırıma bağlanmaktadır. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin gerek hukuki gerekse cezai sorumluluğunda hukuka aykırılık unsuru, çoğunlukla, aynı yükümlülüğün ihlal edilmesiyle gerçekleşmekte ve hukuki sorumluluğa sebebiyet veren davranış, cezai sorumluluk yönünden suçun hareketini oluşturmaktadır[9]. Yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu bakımından ekonomik suçlar ilk sırada yer almaktadır.
Yönetim kurulu üyeleri anonim şirketin faaliyeti sırasında işlenen bir suçun olağan şüphelileridir. Ancak ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi uyarınca suçun failini belirlemek için şirket yapısı içinde yönetim kurulu üyeleri arasındaki sorumluluk paylaşımını her somut olay açısından ayrı ayrı araştırılmalıdır. Kasıtlı olarak işlenen suçlar bakımından; suçu işleyen, suça iştirak eden veya suçun işlenmesine göz yuman yönetici, çalışan ve/veya temsilcilerin şahsi sorumluluğu söz konusu olacaktır. Rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, vergi kaçakçılığı ve kaçakçılık, kasıtlı olarak işlenen suçlardandır.
Diğer yandan, yönetim kurulu üyeleri herhangi bir suç kasıtlarının olmadığını, çalışanların talimatlarına uymayarak bireysel olarak suçu işlediklerini veya suç kapsamında gerçekleştirilen fiilin başka bir yönetim kurulu üyesi veya yönetici tarafından verilen talimat doğrultusunda gerçekleştirildiğini ispat ederek cezai sorumluluktan kurtulabileceklerdir.
Cezai sorumlulukta şahsilik esas olduğu için bu sorumluluk kusura dayalıdır. Yönetim kurulu üyelerinin suçun düzenlenme tipine göre kast veya taksitle hareket ederek kusurlu davranışa sebebiyet vereceklerdir. Ekonomik suçlar genellikle kast ile işlenmektedir. Taksirli suçların temelini ise objektif özen yükümlülüğünün ihlali teşkil etmektedir. Dolayısıyla özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığında taksirle işlenen haksızlık gerçekleşir. Ancak zarar suçlarında haksızlığın cezalandırılabilmesi için özen yükümlülüğüne aykırı hareketin ayrıca bir neticeyi gerçekleştirmesi aranmaktadır[10].
Yönetim kurulu üyelerinin TTK, TCK, VUK, SPK, Bankacılık Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bakımından ayrı ayrı cezai sorumlulukları öngörülmüştür. TTK m. 562 hükmünde yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğunu doğuracak eylemler düzenlenmiş ve bu eylemlerin yaptırımı olarak idari para cezası, adli para cezası ve hapis cezası öngörülmüştür. Ticari işletmenin açılışında envanter çıkarılmaması, defterlerin TTK m. 65 hükmünde belirtilen niteliklere uygun olarak tutulmaması vb. eylemler idari para cezasına tabidir. Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi, internet sitesi oluşturmakla yükümlü olan şirketlerde sitenin oluşturulmaması veya siteye konulması gereken içeriğin usulüne uygun olarak konulmaması gibi haller adli para cezasına tabidir. Hapis cezası öngörülen durumlara ise ticari defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapılması, TTK m. 53 hükmünde sayılan haksız rekabet fiillerinden birinin kasten işlenmesi örnek olarak gösterilebilir. TCK’de ise TCK m. 158 hükmünde nitelikli dolandırıcılık, TCK m. 164 hükmünde şirket hakkında yanlış bilgi verme, TCK m. 239 hükmünde ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin açıklanması suçları düzenlenmiştir.
Yargıtay, yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluklarını incelerken sadece şirket ortağının cezai sorumluluk için yeterli olmadığını açıkça ortaya koymakta, şirketin birden fazla yöneticisi varsa, cezai sorumluluğun şirketin şekil sorumlusu yerine suç ayrıntılarını bilen ve oluşumunda rol olan temsilciye ait olduğunu belirtmekte, bir kişinin şirketin yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlenmesinin başlı başına suça katıldığına işaret etmediği şeklinde karar vermektedir. Sonuç olarak TCK m. 20 hükmünde düzenlenen cezaların şahsiliği ilkesi gereğince eylemlerin ayrıntılarını bilen, oluşumunda rolü olan ortak ya da yöneticinin cezai sorumluluğundan bahsedebilecektir. Suça konu eylemlerin fiilen katılması, işlemlerin ayrıntılarını bilmemesi ve oluşumunda rolü olmayan yönetim kurulu üyesinin cezai sorumluluğu doğmayacaktır.
CEZAİ SORUMLULUKLA BAĞLANTILI HUKUKİ SORUMLULUK
Yönetim kurulu üyelerinin cezai ve hukuki sorumluluğunu doğuran yükümlülüklerin geneli, özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanmaktadır. TTK’nin m. 359 hükmü ve devamı maddelerindeki düzenlemeler, anonim şirket yönetim kurulunun, yönetim ve temsil yetkilerinin kullanımı ve yetkilerin devri ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu doğuran gözetim, sadakat ve özen yükümlülüğünden kaynaklanan hukuki sorumluluğa ilişkin hususları düzenlemektedir. Cezai sorumlulukla bağlantılı hukuki sorumluluk doğuran yasak ve yükümlülük ihlallerinin özel halleri TTK’de öngörülmüştür. Ancak cezai yaptırım yönünden TTK m. 562 hükmündeki düzenlemeler, suç oluşturan ihlale ilişkin yasağın ve yükümlülüğün yer aldığı kanun maddesine atıfta bulunmaktadır. Atıf yapılan hükümde ise yönetim kurulu üyelerinin uyması gereken yasak ve yükümlülükler yer almaktadır. Hukuki sorumluluk doğuran yükümlülüğe aykırı davranış, ceza hukuku sorumluluğu bakımından suçun fiilini oluşturmaktadır. Bu bağlamda hangi davranışın yükümlülüğe aykırılık oluşturduğunun tespiti önemlidir[11].
Özen yükümlülüğü, ‘tedbirli yönetici’ ölçütüne dayanmakta olup beklenen özen, tedbirli ve nitelikli bir yöneticinin göstermesi gereken özendir. Kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermeyen ve şirketin menfaati doğrultusunda karar alamayan yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu doğacaktır[12].
Kabul edilen ‘’tedbirli yönetici’’ ilkesine göre, yönetim kurulu üyelerinin bir iş adamı gibi karar alarak şirketi yönetmesi ve temsil etmesi gerekmektedir. Amerikan, Alman ve İsviçre hukukunda bir hüküm olarak kabul edilen iş adamı kararı, TTK’nin gerekçesinde yer verilerek hukukumuza girmiştir[13]. Bu karara göre, yönetim kurulu üyeleri veya yöneticiler, kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak iş adamı kararı verebilir. Bu karar neticesinde zarar doğarsa, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu doğmamalıdır[14]. Burada önemli olan, yönetim kurulu üyelerinin veya yöneticilerin, duruma uygun düşen araştırmaları yapıp, alanında yetkili kişilerden görüş alıp, ekonomik gerekçelerle ortaklık menfaatine en uygun olan makul ve ticari takdir sınırlarında bir karar almış olmasıdır[15]. Sonuç istenildiği şekilde gelişmese bile tedbirli bir yöneticinin aldığı karar neticesinde sorumluluktan söz edilmeyecektir[16].
İş adamı kararı ilkesinin uygulanması için, yönetim kurulunun almış olduğu karar şirkete ilişkin olmalı, bu kararın alınması aşamasında şirketin işleri özenle takip edilmiş olmalıdır. Bu doğrultuda yönetim kurulu üyelerinin görevlerini yerine getirirken, şirket menfaatine aykırı olmayacak şekilde hareket etmeleri gerekecektir[17].
Borçlar hukukunda özen ise, sözleşmeden doğan sorumluluk ve haksız fiil sorumluluğu kapsamında ihmal ile değerlendirilmektedir. Objektif tipin ortalama davranışından sapma sebebiyle kast ve ihmal şeklinde iki görünümü vardır. İhmal, yükümlülüklerin zorunlu kıldığı özenin ihlalidir. Kasti hareket hariç kusurlu yani ihmali davranışın belirlenmesinde gerekli özenin gösterilip gösterilmediği belirleyici ölçüttür. Subjektif ve objektif ölçütler bu hususta esas alınmakta olup, subjektif ölçütte failin sadece bireysel özelliklerine göre mümkün olan özenin gösterilmesi aranmaktadır. Subjektif ihmal ölçütü, ceza hukukunda hakim olan ihmal teorisine karşılık gelmektedir. Sorumluluk hukuku ceza hukukunun aksine ihmali, objektif açıdan değerlendirmekte olup, failin subjektif durumu ile şahsi yetenekleri dikkate alınmamaktadır. Hakim görüş objektifleştirilmiş ihmal ölçütünde dikkat ve özenin ortalama düzeyde olmasını (olaya özgü ortalama kişi olan objektif tip) esas alarak sorumluluk düzeyini belirlemektedir[18].
Anonim şirket menfaatinin zarara uğraması, her zaman yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunu doğurmamaktadır. Üye, ortaklığı yönetirken belirli riskler ile hareket eder ve aldığı riskler, bazen istenildiği gibi sonuçlanmayabilir. Burada önemli olan kısım, yönetim kurulu üyesinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ederek zarara sebep olmasıdır[19]. Kusurun ölçüsünün belirlenmesinde Yargıtay kararları[20], objektif ölçüyü kıstas almaktadır. Buna göre, bir kimsenin gerekli özeni gösterip göstermediği, ‘’normal ve ortalama bir insanın aynı durum ve koşullarda yapacağı davranışlar’’ göz önüne alınarak belirlenir. Dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği, her olay için ayrı ayrı incelenir ve ölçü olarak tedbirli bir insanın koşulda göstermesi gereken davranış dikkate alınır[21].
Ayrıca anonim şirketlerde yönetim kurulunun uzman ve profesyonel kişilerden oluşması gerektiği için üyelerin görevlerini sadakat içerisinde yerine getirmesi gerekmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerine (TTK m. 369) uygun davranmalarına ilişkin kanuni düzenlemeler mevcuttur. Düzenlemeler müzakerelere katılma, şirketle işlem yapma ve borçlanma ve rekabet yasakları (TTK m. 393, 395, 396) ile görevlerin gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde hukuki ve cezai yaptırımlardır (TTK m. 556, 562). Sadakat yükümlülüğünün ihlali halinde üyelerin karşılaşabileceği sorumluluk davalarının özel görünümleri TTK m. 549-552 hükümlerinde yer almaktadır[22].
Öncesinde bahsettiğimiz üzere yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai sorumlulukları, şahsi bir sorumluluktur. Şahsi sorumluluk, üyenin davranışından yine kendisinin sorumlu olması anlamına gelir. Bu nedenle sorumluluk gereklilikleri, işlevleri yerine getiren her bir kişi için ayrı ayrı incelemelidir. Sorumluluğun şahsi olma niteliği, yönetim kurulunun organ olarak değil, sadece üyelerin sorumluluğunu gerektirmektedir. Bu sebeple kendisine kusur yüklenilen yönetim kurulunun her bir üyesi sorumluluk altındadır; yönetim kurulunun heyet olarak sorumluluğu bulunmamaktadır[23].
YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞU
TTK m. 553 hükmünde yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunun şartları düzenlenmiştir. Bu hükmün yanı sıra TTK m. 549-552 hükümleri arasında ve TTK’nin bazı maddelerinde yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna yönelik özel düzenlemeler bulunmaktadır. TTK m.553/1 hükmü doğrultusunda sorumluluk doğabilmesi için ise öncelikle yönetim kurulu üyelerinin, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmesi gerekmektedir.
TTK m.553/1 hükmü doğrultusunda hukuki sorumluluk davası açılabilmesi için yönetim kurulu üyelerinin, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmesi gerekmektedir. Hükmün gerekçesinde “yükümlerin ihlali” durumunda sorumluluğun doğacağı belirtilerek, kanundan ve esas sözleşmeden doğan “yükümlerin ihlali” ifadesi ile sorumluluğu doğuran sebepler, somutlaştırılmıştır. TTK m.553/1 hükmünün gerekçesinin devamında, eşit işlem, sermayenin korunması gibi ilkelerin ve görev ve yetkilere ilişkin hükümlerin TTK’de belirgin şekilde yer aldığı ve özen ve bağlılık yükümlülüklerine ilişkin düzenlemelerle söz konusu konuların pekiştirildiği belirtilmiştir[24].
İlgili hükümde yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları, kusura dayalı olarak düzenlenmiştir. Bu doğrultuda üyelerin sorumluluğu, kanun gereğince kusurdan kaynaklı sorumluluktur[25]. TTK m. 553 hükmünde kusur, kast veya ihmal olarak derecelendirilmemiştir. Ancak madde gerekçesinde kast veya ihmal neticesinde oluşan kusurlu davranıştan doğan zararın, sorumluluk kapsamında olacağı düzenlenmiştir[26]. Bu sebeplerle bir kimseye kasten veya ihmal sonucu zarar veren arasında kural olarak bir fark gözetilmemiştir. Sorumluluğun yönelişi bakımından bir fark olmamakla birlikte, tazminle yükümlü olunan tazminat miktarı bakımından fark bulunmaktadır[27]. Kusur sorumluluğunun sonucu olarak; yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlem ve eylemlerde kusursuz olduklarını ispatlamadıkları sürece hukuki ve cezai sorumlulukları devam edecektir[28].
Yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluklarına gidebilmek için kanuna veya esas sözleşmeye kusurlu bir hareketle ihlale sebebiyet verilmesinden bir zarar doğmalıdır. Zarar, sorumluluğun doğması için en önemli unsurdur. Bu durum, meydana gelen zararın giderilmesini sağlamayı esas alan sorumluluk hukukundan kaynaklanmaktadır[29]. Anonim şirketin, pay sahiplerinin ve şirket alacaklarının zararı, malvarlığının mevcut durumunda fiili bir azalma olarak ortaya çıkabileceği gibi, olayların normal akışına göre malvarlığında meydana gelebilecek artışın, zarar verici davranış sebebiyle kısmen veya tamamen engellenmesiyle yoksun kalınan kar şeklinde de ortaya çıkabilir[30].
Yönetim kurulu üyesi kanuna ve esas sözleşmeye aykırı davranmış olsa dahi, ortada bir zarar yok veya zarar doğmuş ancak tazmin edilmiş ise, yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Aynı zamanda yalnız doğrudan zarar değil, pay sahipleri ve şirket alacaklılarının uğradıkları dolaylı zararların da da talep edilmesi mümkündür[31].
Yönetim kurulu üyeleri aleyhine hukuki sorumluluk davası açılması için gereken şartlardan sonuncusu ise ihlal edilen davranış ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağı, ortaya çıkan sonuç ile bu sonucu ortaya çıkaran davranışlar arasındaki bağ olarak tanımlanabilir. Türk, İsviçre ve Alman hukukunda uygun illiyet bağı teorisi benimsenmiştir. Uygun illiyet bağında esas olan failin sonucu tahmin veya öngörebilmesi değil, objektif olarak zararı meydana getirmeye uygun bir sebebin varlığıdır[32].
Bu doğrultuda yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına gidebilmek için açılan davada yönetim kurulu üyelerinin fiilleri ve ihmalleri olmasaydı bu zararın meydana gelmeyeceğinin ispatlanması gerekecektir. Meydana gelen zarar ile söz konusu sebepler arasındaki uygun illiyet bağı, sorumluların ve sorumluluk bedelinin belirlenmesinde önem taşıyacaktır.
SONUÇ
Anonim şirketlerde, yönetim kurulu genellikle şirketin en üst düzey karar alma organıdır. Bu kurul, şirketin stratejik yönetiminden ve genel işleyişinden sorumludur. Bu sorumluluğa uyulmamanın getirdiği bazı yaptırımlar bulunmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu oluşturan belirli ilkeler bulunmaktadır. Öncelikli olarak yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu şahsidir. Yine şirketin üst yönetim ve gözetim yükümü, TTK m. 375 hükmünde yer alan devredilemez görev ve yetkilerden biridir. Diğer yandan yönetim kurulu üyelerinin cezai ve hukuki sorumluluğunu doğuran yükümlülüklerin geneli, özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanmaktadır.
Yönetim kurulu üyelerinin hem hukuki hem de cezai sorumlulukları bulunmakta olup, bu sorumluluklar, şahsi bir sorumluluktur. Şahsi sorumluluk, üyenin davranışından yine kendisinin sorumlu olması anlamına gelir. Bu nedenle sorumluluk gereklilikleri, işlevleri yerine getiren her bir kişi için ayrı ayrı incelemelidir. Sorumluluğun şahsi olma niteliği, yönetim kurulunun organ olarak değil, sadece üyelerin sorumluluğunu gerektirmektedir.
Yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu hususunda, yükümlülük ihlali niteliğindeki bir davranış hem özel hukuk hem de ceza hukuku bakımından hukuka aykırı olarak kabul edilmekte ve bu nedenle söz konusu davranış cezai ve hukuki yaptırıma bağlanmaktadır. Böyle bir durumda yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai olmak üzere iki çeşit yaptırımla karşılaşması gündeme gelecektir. Cezai sorumlulukta şahsilik esas olduğu için bu sorumluluk kusura dayalıdır. Yönetim kurulu üyelerinin suçun düzenlenme tipine göre kast veya taksitle hareket ederek kusurlu davranışa sebebiyet vereceklerdir.
Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumlulukları ise TTK m. 553 hükmünde düzenlenmiş olup, ilgili hüküm doğrultusunda yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu hareketleriyle ihlal ettikleri durumda ortaya çıkan zararlardan sorumlu olmaktadır. Bu hükmün yanı sıra TTK m. 549-552 hükümleri arasında ve TTK’nin bazı maddelerinde özel düzenlemeler bulunmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin kanuna veya esas sözleşmeye aykırı kusurlu eylemlerinden dolayı bir zarar doğmalı ve meydana gelen bu zarar ile yönetim kurulu üyesinin kusurlu eylemi arasından illiyet bağı bulunmaktadır. Aksi durumda yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu doğmayacaktır.
Av. Şefik ZİROĞLU & Av. İlayda YILMAZ
KAYNAKÇA
Akdağ Güney, N. (2016), Anonim Şirket Yönetim Kurulu, (2. Baskı), İstanbul: Vedat Kitapçılık.
Akın, M. Y., Sulu, M. (2019), ‘’Yönetim Kurulu Üyelerinin Menfaati ile Şirket Menfaatinin Çatışması Bağlamında Sorumluluk’’, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 25/1: 169-184.
Akünal, T. (1995). Türk Medeni Hukukunda Tüzel Kişiler (Tüzel Kişiler), (1. Baskı), İstanbul: Beta Yayınları.
Ansay, T. (1982), Anonim Şirketler Hukuku, (6. Baskı), Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları.
Ayan, Ö. (2021), 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Sadakat Yükümlülüğü ve Bu Yükümlülüğün İhlalinin Sonuçları, (2.Baskı), İstanbul: Adalet Yayınevi.
Çamoğlu, E. (2010), Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu (Kamu Borçlarından Sorumluluk İle) (3. Baskı), İstanbul: Vedat Kitapçılık.
Dural, M., Öğüz, T. (2022), Türk Özel Hukuku, C. II, Kişiler Hukuku, (23. Baskı), İstanbul: Filiz Kitabevi
Gümüş, A. M, (2021), Borçlar Hukuku Genel Hükümleri, (1. Baskı), Ankara: Yetkin Yayıncılık.
Güngüneş Şahin, B.H. (2025), ‘’Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki ve Cezai Sorumluluk Ayrımı’’’, AndHD, 11/1: 427-455.
Göktürk, K. (2011), “Amerikan, Alman, İsviçre ve Türk Hukukunda İşadamı Kararı İlkesi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2/2: 207-247.
Kaplan, İ. (2016), ‘’6102 Sayılı YTTK Hükümlerine Göre Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyeleri ve Diğer Üst Yöneticilerin, Şirkete, Ortaklara ve Şirket Alacaklılarına Karşı Hukuki Sorumluluğu’’, AÜHFD, 65/4: 3493-3510. (Hukuki Sorumluluk)
Kılıç, A.H. (2021), Anonim Şirketin Temsili, Doktora Tezi, Ankara, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Kırca, İ. (2004), ‘’Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarında Takdir Yetkisi-Özen Borcu’’, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, 22/3: 85-96.
Koca, M., Üzülmez, İ. (2022), Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, (15. Baskı), Ankara: Seçkin Yayıncılık.
Meraklı, S. (2022), Şirket Faaliyetleri Kapsamında İşlenen Suçlarda Şirket Yetkililerinin Ceza Hukuku Sorumluluğunun Esasları, (1.Baskı), Ankara: Seçkin Yayıncılık
Pulaşlı, H. (2024), Şirketler Hukuku Genel Esaslar (Şirketler Hukuku), (9.Baskı), Ankara: Adalet Yayınları.
Oğuzman, K., Seliçi, Ö., Oktay Özdemir, S. (2022), Kişiler Hukuku, (21. Baskı) İstanbul: Filiz Kitabevi.
Ötlegen, M.Z (2003), Anonim Ortaklıklarda Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğunu Sona Erdiren vNedenlerden İbra ve Zamanaşımı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Özbağ, Z (2023), Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumlulukla Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, Doktora Tezi, Konya, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Özbağ, Z. (2024), Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumlulukla Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, (1. Baskı), Ankara: Adalet Yayınevi.
Şanlı, Ş. (2022), ‘’Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu’’, Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 24: 209-219.
[1] Oğuzman, K., Seliçi, Ö., Oktay Özdemir, S. (2022), Kişiler Hukuku, (21. Baskı), İstanbul: Filiz Kitabevi. s. 269; Dural, M., Öğüz, T. (2022), Türk Özel Hukuku, C. II, Kişiler Hukuku, (23. Baskı), İstanbul: Filiz Kitabevi, s. 250; Akünal, T. (1995). Türk Medeni Hukukunda Tüzel Kişiler (Tüzel Kişiler), (1. Baskı), İstanbul: Beta Yayınları, s. 34.
[2] Oğuzman/ Seliçi/ Oktay Özdemir, s.270; Akünal, s. 35: Kılıç, A.H. (2021), Anonim Şirketin Temsili, Doktora Tezi, Ankara, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s.42.
[3] Pulaşlı, H., (2024), Şirketler Hukuku Genel Esaslar (Şirketler Hukuku), (9.Baskı), Ankara: Adalet Yayınları, s. 295.
[4] Kaplan, İ. (2016), ‘’6102 Sayılı YTTK Hükümlerine Göre Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyeleri ve Diğer Üst Yöneticilerin, Şirkete, Ortaklara ve Şirket Alacaklılarına Karşı Hukuki Sorumluluğu’’, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65/4: 3493-3510, (Hukuki Sorumluluk), s. 3497.
[5] Güngüneş Şahin, B.H. (2025), ‘’Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki ve Cezai Sorumluluk Ayrımı’’’, AndHD, 11/1: 427-455, s. 428.
[6] Özbağ, Z (2023), Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumlulukla Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, Doktora Tezi, Konya, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 335.
[7] Güngüneş Şahin, s. 428.
[8] Meraklı, S. (2022), Şirket Faaliyetleri Kapsamında İşlenen Suçlarda Şirket Yetkililerinin Ceza Hukuku Sorumluluğunun Esasları, (1.Baskı), Ankara: Seçkin Yayıncılık, s. 275; Özbağ, s. 47.
[9] Güngüneş Şahin, s 433.
[10] Koca, M., Üzülmez, İ. (2022), Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, (15. Baskı), Ankara: Seçkin Yayıncılık, s 211-212; Özbağ, s. 67.
[11] Özbağ, s. 185-186.
[12] Tatlı, B. (2021), ‘’Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin ve Yöneticilerin Rekabet İhlallerinden Dolayı Şirketler Hukuku Temelinde Hukuki Sorumlukları’’, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 29/4: 2679-2727, s. 2697; Özbağ, Z. (2024), Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumlulukla Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, (1. Baskı), Ankara: Adalet Yayınevi.
[13] Akdağ Güney, N. (2016), Anonim Şirket Yönetim Kurulu, (2. Baskı), İstanbul: Vedat Kitapçılık, s. 189; Göktürk, K. (2011), “Amerikan, Alman, İsviçre ve Türk Hukukunda İşadamı Kararı İlkesi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2/2: 207-247, s. 235; Tatlı, s. 2698.
[14] Kırca, İ. (2004), ‘’Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarında Takdir Yetkisi-Özen Borcu’’, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, 22/3: 85-96, s. 72;Tatlı, s. 2698.
[15]Göktürk, s. 209; Tatlı, s. 2698.
[16] Kırca, s. 89; Göktürk, s. 238; Tatlı, s. 2698.
[17] Pulaşlı, s. 438; Şanlı, Ş. (2022), ‘’Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu’’, Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 24: 209-219, s. 217-218.
[18] Gümüş, A. M, (2021), Borçlar Hukuku Genel Hükümleri, (1. Baskı), Ankara: Yetkin Yayıncılık, s. 450; Özbağ, s. 194-195.
[19] Ayan, Ö. (2021), 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Sadakat Yükümlülüğü ve Bu Yükümlülüğün İhlalinin Sonuçları, (2.Baskı), İstanbul: Adalet Yayınevi, s.236 ; Akın, M. Y., Sulu, M. (2019), ‘’Yönetim Kurulu Üyelerinin Menfaati ile Şirket Menfaatinin Çatışması Bağlamında Sorumluluk’’, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 25/1: 169-184, s. 172.
[20] Yarg. HGK., E. 2017/47 K. 2019/1040 T. 10.10.2019
[21] Akdağ Güney, s. 313-315.
[22] Özbağ, s. 203.
[23] Özbağ, s. 191.
[24] TTK m. 553 hükmünün gerekçesi.
[25]Ansay, T. (1982), Anonim Şirketler Hukuku, (6. Baskı), Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, s. 141; Çamoğlu, E. (2010), Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu (Kamu Borçlarından Sorumluluk İle) (3. Baskı), İstanbul: Vedat Kitapçılık s. 13; Akdağ Güney, s. 312; Özbağ, s. 193.
[26] Tatlı, B. (2021), ‘’Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin ve Yöneticilerin Rekabet İhlallerinden Dolayı Şirketler Hukuku Temelinde Hukuki Sorumlukları’’, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 29/4: 2679-2727, s. 2699-2700.
[27] Altay Güney, Yönetim Kurulu, s. 311.
[28] Ötlegen, M.Z (2003), Anonim Ortaklıklarda Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğunu Sona Erdiren vNedenlerden İbra ve Zamanaşımı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 9.
[29] Özbağ, s. 320.
[30] Akdağ Güney, s. 294.
[31] Akdağ Güney, s. 294-295.
[32] Akdağ Güney, s. 307-308; Özbağ, s. 327.